Türkbilig


Ana Sayfa Yayın Kurulu Danışma Kurulu Hakem Kurulu Yayın İlkeleri Arşiv İletişim


ÖZET



Türkçede Ağırlıklandırma İlkesi Üzerine
Manfred GÖTZ


Özet: Türkçeyi araştırırken, anadili Almanca olan benim gibi bir kişinin bakış açısından Türk dilinin birer özelliği sayılabilecek sözlüksel, dilbilgisel ve sözdizimsel düzeylerine ait üç tür belirleme dikkatimi çekmişti. Bunların birincisi, dilin her üç düzeyinde kullanılagelen vurgulamadır. İkincisi, işlevsel terim olarak belirginleştirme adını uygun gördüğüm verbes périfrastiques denilen birleşik eylemlerin çifte fonksiyonlarından ileri gelen görünüş, kip ya da zaman açılarından gerçekleşen belirginleşmelerdir. Üçüncüsü ise, terim olarak gene kendim seçtiğim, 2004 yılında Ankara’da gerçekleştirilen Beşinci Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nda sunduğum bildirimin ve şimdi bu makalemin konusu olan ağırlıklandırma ilkesidir. İsim ve sıfat tamlamaları, ikinci öğesini anlamı itibariyle belirten birinci öğesinin isim ve sıfat sözbölüklerinden hangisine ait olduğu yönünden değil, tamlamaların bu iki öğesi arasında bağlantı kuran iyelik eki –Sİ-‘nin var olup olmadığına göre birbirlerinden farklıdır. Örneklerden tarım işçisi : konuk işçi; zenginler ülkesi: zengin ülke. İsim tamlamalarında –Sİ- ekli olan belirtilen ikinci sözcük, bağlantı kuran iyelik eki aracıyla onu belirten birinci sözcüğü ağırlıklandırır. Oysaki iyelik eki olmayan sıfat tamlamalarındaki belirten sıfat ağırlıklı değildir. Diğer yandan evin kapısı gibi tamlayan durumu aracıyla gerçekleştirilen isim birleşmelerinde de birinci ismin ağırlıklı olması sözkonusu olamaz, çünkü durumlar düzeyinde bağlantı kurma fonksiyonuna sahip olan –in hali bu özelliği kaldırır. Saptadığım bu hususlar özellikle ağırlıklandırma ilkesi yönünden Türkçeyi Almanca ile karşılaştırdığımız zaman önemli olur. Yazar örneğin reklam broşüründe , “İstanbul – tarih ve değişim şehri” cümlesinde yalın durum yerine tamlayan durumu kullanmış olsaydı, dil hatası yapmış olurdu, çünkü altını çizdiğim ismin ikisi içerikleri bakımından ağırlıklıdır. Almancada ise bu tür ağırlandırma olmadığından iyelik zamiri değil, yalnız tamlayan durum (Genitiv) bu iki ismin bir tamlama olmasını sağlar: Istanbul – eine Stadt der Geschichte und des Wandels. Metin şöyle devam ediyor. İstanbul’da her yerde tarihin izlerine rastlamak mümkündür. Yazarın tarih izlerine değil, tarihin izlerine demesi, aynı zaman metninin devamında artık şehrin tarihsel sanat eserlerinden bahsetmek istemesine bir işarettir. Ağırlıklandırma ve ağırlıklandırmamadan ileri gelen anlamsal, dilbilgisel ve sözdizimsel farklılıklara ilgi eki –ki’de ve etken: edilgen tümcelerde rastlayabiliriz. – Türkiyede toplumsal değişim: Türkiye’deki toplumsal değişim. Son cümlede “toplumsal değişim” ağırlıklı iken, birinci cümle bu özelliğe sahip değildir. İki cümlenin anlamları ve onların kullanılması buna göre farklıdır. Etken ve edilgen cümlelere gelince dilbilimcilerin sık sık değindikleri konu – yorum kuralı sözkonusu olur. Bu kuralı da ağırlıklandırma ilkesi yönünden ele almak mümkündür. Böylece iki dilimiz arasındaki farkları örneklerle daha iyi açıklayabiliriz.

Anahtar Kelimeler: vurgulama, belirginleştirme , ağırlıklandırma, isim, sıfat


Tüm hakları Türkbilig Dergisi'ne aittir.